Çarşamba, Eylül 01, 2010

anımsamalar: kalbe değen o ses


dün, bahçemdeki çınar, sonbahar yağmuru olduğunu hala ayırdememiş neşeli bir yağmurla yapraklarını ıslatırken; uzun süre zeki müren dinledim... ne zaman onu dinlesem, tıpkı bu yağmur altındaki ağaca ; ya da karlar içinde bir ormana, bir koydaki küçük şelaleye, bir yakamoza hayran olduğum gibi hayran oluyorum. tanıdık ama her seferinde güzelliğine akıl sır erdiremediğimiz bir doğa olayına hayran olur gibi..

kalbe değen o sesi duyduğumda, sanki hepimizi, bütün insanlığı tercüme edecek gibi geliyor: sevinçlerimizi, kederlerimizi, acılarımızı, yanlışlarımızı ,doğrularımızı ve elbette aşkımızı bir tek ses anlatıyor. onun sesinde güzel olana dair her şey vücut buluyor, kederli anlar bile zarafet kazanıyor. sesi başında bir hareymiş gibi düşünüyorum, onun sesiyle yıkanan hiçbir şey kirlenemezmiş sanki.

zeki müren'in sesi kalbime değiyor, yağmurun bir yalnız ağacı kutsaması gibi...



* az önce, yağmuru izlerken, bir yerlerden usulca gelip kulağıma kondu yine o ses.farkettim ki, yağan da aynı yağmur, takvimlerin güze döndüğü gündeyiz yine.aklıma yazdığım yazı geldi: kendimce sonbaharın gelişini kutlamanın daha güzel bir yolunu bulama(z)dım...

İzleyiciler

Hakkımda

Fotoğrafım
Turkey
"verba volant, scripta manent..."