
aslına bakılırsa, hayat bir takım oyunu değildir: ferdi yarışırsınız...
benim,bunu anlamam uzun zaman aldı: sanırım, ben zeki bir insan olduğumu düşünsem de; bende bir zeka pıhtılaşması sorunu varmış- sonuçta, çok zeki bir aptalmışım.
iki hafta sonra, -ölüm(ler)den sonra - en büyük korkumla; bu geç kalmış farkındalık sayesinde yüzleşmeye karar verdim sanırım.bir de galiba, artık nefes alamamam da etkili oldu bunda: hem sözlük anlamıyla hem de kalbimin tercümesiyle. yeniden ve sağlıklı başlamak için, ruhuma da bir operasyon yapar gibi.vücüdumdan gereksiz bir et parçasını aldıklarında, ruhumun üstündeki kirleri de kazıyacaklarmış gibi.bütün o ameliyat gereçleri, serumlar ve üzerime eğilmiş doktorların suretleri; geleceğimle beraber, tarihimi de temize çekecekmiş gibi..
.
eni konu basit bir operasyon geçireceğim aslında. burnumdaki deviasyonu alacaklar, bir de küçük dilimi biraz törpüleyecekler.dilimin uzun olduğunu bilirdim de, hadisenin küçük dilime kadar sirayet ettiğini doktorumdan öğrendim.küçük ya da büyük farketmez;dilimin cezalandırılacağı duygusunu hep yaşamışımdır zaten.
beni korkutan ameliyatın kendisi değil, anestezi ama... yıllar öncesinden kalan kötü bir hatıranın; önemsiz bir ameliyat öncesi uyutulup, bir daha uyandırılamayan bir tanıdığın hikayesinin de etkisi var bunda, biliyorum.uyandığımda bilinçaltımın taşmış, steril tutulan odaya yayılmış olabileceği olasılığının da beni ürküttüğünü biliyorum.ama beni asıl ürküten o hiçlik, o en yalnız olma hali:
minicik öleceğim o anda...
yine de, yeniden düşündüğümde; korkmama gerek yok aslında: daha önce zaten parça parça ölmedim/öldürülmedim mi?
daha önce hiç mi intihar etmediler beni?..