Çarşamba, Ocak 13, 2010

yerin dörtyüzyetmiş metre altında



biz, sadece küçük burjuva dertleri olan; varoluşsal bıdıbıdılar yapan bir avuç kendini bilmez insandık. kalp ağrılarımız; yaratım süreçlerindeki küçük buhranlarımız; sosyal çevremizde bizi rahatsız eden hadiseler; büyük zannettiğimiz o küçük gerçekliğimiz; hepsi bir an o kadar boş ve anlamsız gözüktü ki bize: biraz da utandık sanırım dert ettiğimiz şeylere…
biz, madenden, yerin 470 metre altındaki kömür ocağından çıktıktan sonra biraz daha insan olduk…
oysa, orada bulunma nedenimiz yazacağımız bir senaryoyla ilgili bilgi toplamaktı sadece: kendimizle hesaplaşmak değil. ama, dünyanın en helal parasını kazanan o insanları, madencileri tanıdıkça; onların hikayelerini dinledikçe ve yerin yaklaşık beşyüz metre altında; baretlerimizdeki lambaların aydınlatamadığı kömür bulutlarıyla kaplanmış dar ve dik galerilerde onlarla yürüdükçe (ve bazen süründükçe ) büyük şehirde bıraktığımız dertlerimiz küçüldüler, küçüldüler, küçüldüler…
biz, madenden yüzümüz kömür tozuyla kaplanmış; gözlerimizde maden sürmesiyle çıktıktan sonra her gün çok derin bir potansiyel mezara girmenin ne olduğunu birazcık da olsa anladık.madencilerin çok “adam gibi adamlar” olduklarını öğrendik orada, bir de emeklerinin bilinen hiçbir para birimiyle ödenemeyeceğini…madencilere borçlu hissettik kendimizi..
onlara borcumuzu ancak bu senaryoyu elimizden geldiğince iyi yazarak, bu filmi elimizden geldiğince iyi çekerek ödeyebiliriz. umarım, bizi kömürle temizleyen bu insanlarla, biraz da olsa ödeşebiliriz…

9 yorum:

  1. okurken nefesim sıkıştı desem?
    ve farkettim ki , ben 1 kez bile düşünmemişim maden ocağındaki şartları, hatta aklıma bile gelmemiş geçtiğimiz günlerdeki trajik patlama harici... utandım... ne kadar kolay nefes aldığımıza sevinsem mi bilemedim...

    YanıtlaSil
  2. Siz ödeşeceksiniz de biz ne yapacağız bakalım?

    YanıtlaSil
  3. sizlerde farkındalık yaratılması ne kadar güzel , ben çocukluğumdan beri bu farkındalıkla büyüdüm , bana tuhaf gelenler de işte o anlattığın burjuva dertleri olan insanlar, Umarım mükemmel bir film olur ve maden ocaklarına inmeye gerek kalmadan da farkındalık yaratabilirsiniz...

    YanıtlaSil
  4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  5. hiçbirimiz, ne benim gibi sosyalistler, ne de yazıda bahsi geçen burjuva kesimi hangi aileye ve şartlara doğacığını seçemez, önemli olan kanımca, hangi ortama doğmuş olursak olalım, var ise eğer genlerimizde vicdan denen törel değerlerimizin dizgileri, içinde veya kıyısında olduğumuz her işte ve her oluşta empati yapabilmek ve etrafımıza iyice bir bakabilmek ! Çok şükür eminim ki benim ölümüm bir gün şu bitmek bilmez empatik halimden olacak:)
    Bu arada umarım bir gün, ölüm riski en yüksek olan (madenciler ikinci sırada bu anlamda) meslekler arasında ilk sırada olan haddeciler için de bir film yapılır !!!

    YanıtlaSil
  6. haddecilerle ilgili yapılmış bir film hatırlıyorum sanki hayal meyal...

    YanıtlaSil
  7. Taylan, ben blogda yazdım biliyorsun, ama yazdıklarımız hiç bir şeyi hafifletmiyor tabii...

    YanıtlaSil
  8. merhaba taylan bey;
    ben bir maden mühendisi olarak, bu yazınız için öncelikle teşekkür ederim. halen madende çalışan biri olarak, yaptıklarınız ve yapacaklarınız için minnet duyuyorum. yapacaklarınız konusunda elimden bir şey gelirse seve seve yardım edeceğimi belirtmek istedim. benimde bir az katkım olursa bu konuda mesleğim ve kendim adına mutlu olurum.
    ilginize teşekkürler...

    YanıtlaSil
  9. Boynumuzun borcu oldu artık bu film. Ben kafamı yastığa koyamıyorum iki gecedir.

    YanıtlaSil

İzleyiciler

Hakkımda

Fotoğrafım
Turkey
"verba volant, scripta manent..."